#Öykü

Makas

Oğlumuzu kreşe kayıt ettirdiğimizde
önümüze uzun bir ihtiyaç listesi koymuşlardı:

Renkli kâğıtlar,
kartonlar,
boyalar,
yapıştırıcılar…

Ve bir de makas.

Diğer malzemelerin yanında
herhangi bir açıklama yoktu.

Ama makasın karşısında
özellikle bir marka belirtilmişti.

İhtiyaçları tamamlarken
belirtilen makas markasını özellikle aradım.

Aklımdan da şu geçti:

“Marka bu kadar önemli mi?”

Sonra merak edip öğretmene sordum:

“Diğerleri için marka yazmamışsınız,
ama makasın markasını özellikle belirtmişsiniz…”

Cevabı kısa oldu:

“Bu yaşta bir çocuk
kâğıdı kesemediğinde
kendini yetersiz hissedebilir.

Oysa sorun çoğu zaman çocukta değildir.
Makastadır.

Ama o bunu ayırt edemez.

‘Ben yapamadım’ der.”

O gün sadece dinledim.

Ama bazı cümleler vardır;
insanın içinde yıllar sonra açılır.

Bu da onlardan biri oldu.

Çünkü zamanla şunu fark ettim:

Hayatın erken dönemlerinde
bize verilen araçlar
sadece yaptığımız işi değil,
kendimizle kurduğumuz ilişkiyi de belirliyor.

Bir çocuk,
kesemediği bir kâğıt yüzünden
“yapamıyorum” duygusuyla tanışabiliyor.

Ve o duygu,
makastan bağımsız biçimde
insanın içinde kalabiliyor.

Belki de bu yüzden
hepimiz hayatın bir yerinde
aslında bize ait olmayan bazı “yapamıyorum”ları taşıyoruz.

İnsan bazen
kendisine verilen yanlış aracı taşır;
kimi zaman da yanlış aracı seçtiğini
geç fark eder.

Bir sınav sonucunda,
bir tercihin eşiğinde
ya da geleceğin belirsizliği karşısında…

Önündeki kâğıdı kesemeyince
sorunu hemen kendinde arar.

“Ben yeterli değil miyim?”

“Doğru yerde değil miyim?”

“Geleceğe hazır değil miyim?”

Oysa çoğu zaman mesele
yalnızca insanın kapasitesi değildir.

Elindeki araçlar,
öğrenme biçimi,
ona açılan imkânlar,
çevresindeki rehberlik
ve değişen dünyaya uyum sağlama becerisi de
en az sonuçlar kadar belirleyicidir.

Bugün birçok genç,
geleceğe bakarken
aynı soruyu soruyor:

“Ya yanlış seçersem?”

Yanlış okul,
yanlış bölüm,
yanlış meslek,
yanlış hayat…

Bu soruların ağırlığı
bir çocuğun elindeki makastan
çok daha ağır hissedilebiliyor.

Oysa hayat,
çoğu zaman tek bir doğru kesimden ibaret değildir.

İnsan yolun üzerinde öğrenir.

Yön değiştirir.

Bugün seçtiği şey,
yarın başka bir kapının anahtarı olabilir.

Kimi zaman da insanın en önemli aracı,
bildikleri değil;
öğrenmeyi öğrenmiş olması,
esnek kalabilmesi
ve kendisini bir sonuca mahkûm etmemesidir.

Çocukken doğru makası
bizim yerimize öğretmen seçer.

Çünkü o yaşta bir çocuk,
makasın iyi mi kötü mü olduğunu,
sorunun kendisinde mi araçta mı olduğunu
ayırt edemez.

Ama büyüdükçe
hayat önümüze ihtiyaç listeleri koymaya devam eder.

Tek farkla:

O listelerde artık marka yazmaz.

Hangi aracı kullanacağımızı,
hangi ortamda kalacağımızı,
hangi bilgiyi öğreneceğimizi,
hangi yöntemi deneyeceğimizi,
hangi insandan destek isteyeceğimizi
çoğu zaman biz seçmek zorunda kalırız.

Belki de insanın yolculuğu biraz da budur.

Sadece önündeki kâğıda değil;
elindeki makasa,
bulunduğu zemine
ve ihtiyaç duyduğu desteğe de bakabilmek.

Çünkü bazen sorun gerçekten makastadır.

Ama kimi zaman da
o makasla ne yapılacağını
yeniden öğrenmek gerekir.

İnsan önce şunu ayırt etmeli:

Bu zorlanma bana mı ait?

Kullandığım araca mı?

İçinde bulunduğum zemine mi?

Yoksa henüz öğrenmediğim bir yönteme mi?

Sonra da kendine yeni bir yol açmalı.

Başka bir araç aramalı.

Başka bir yöntem denemeli.

Gerekirse yardım istemeli.

Gerekirse yeniden öğrenmeli.

Çünkü amaç,
makası suçlayıp kenara çekilmek değil;
kesebileceği yolu bulmaktır.

Eksik araçlar,
yetersiz sistemler,
net olmayan beklentiler,
tanımı belirsiz roller…

Bunların hepsi
görünmeyen birer makas aslında.

Ve insan,
o makasla kesemediğinde,
çoğu zaman kendinden şüphe eder.

Doğru araçlar
yalnız işi değil,
insanın kendine bakışını da değiştirir.

Bazen doğru araç
iyi bir makastır.

Bazen iyi bir öğretmen.

Bazen açık bir yol gösterme.

Bazen adil bir sistem.

Bazen de insana,

“Henüz yapamıyor olabilirsin;
ama öğrenebilirsin”

duygusunu veren bir ortamdır.

Şimdi dönüp baktığımda,
öğretmenin o kısa cümlesini
çok daha iyi anlıyorum.

Bazen bir insanın özgüveni
büyük kırılmalarla değil,
küçük kesilemeyen kâğıtlarla zedeleniyor.

Ve bazen yapılması gereken şey,
insana daha çok gayret etmesini söylemek değil;
elindeki makasa bakmasına yardım etmek oluyor.

Çünkü hayat,
sadece kesmeyi öğrenmekten ibaret değil;
hangi makasla kesebileceğini de
ayırt edebilmektir.

Bu yazıyı paylaşabilirsiniz:

WhatsApp
Facebook
LinkedIn
Twitter
Email