Hakkımda
Ben Faruk Gözleveli.
Bazı insanlar hayatı yıllara böler; ben daha çok sahnelere.
Bir evin kapısı, bir toplantı cümlesi, bir yol kenarı, bir akşamüstü ışığı… Bazen bir eşya: anahtar, bilet, kartpostal, kalemtıraş. Küçük görünen şeylerin içinde büyük hikâyeler saklı olduğuna inanırım. Belki de bu yüzden, çocukluğumdan itibaren hayatı hep canlılarla iç içe yaşadım; evimizde ya da bahçemizde kediler, kuşlar, tavşanlar, hatta koyunlar ve akvaryum balıkları oldu. Göçmen bir ailenin torunuyum; göç hikâyeleri ailemizde kuşaktan kuşağa aktarıldı. Farklı kültürlerden akrabalarla büyümek bana dünyaya tek bir pencereden bakmamayı öğretti. Asker bir babanın çocuğu olarak, ben doğmadan önce yaşanmış farklı şehir hatıralarını dinleyerek büyüdüm; belki de bu yüzden, ait olma duygusunu tek bir yere değil, insanlara ve hikâyelere bağlamayı öğrendim.
Çocukluğumdan beri efemera toplarım; özellikle İstanbul’un ulaşım tarihine ait biletler ve jetonlar… Fotoğraf çekmeyi de bu yüzden seviyorum. Çünkü bazen tek bir kare, hafızayı birden açar.
İş hayatında uzun yıllar global bir arenada insan, ekip ve kültürle ilgili alanlarda çalıştım; bugün de aynı alanlarda üretmeye devam ediyorum. İnsan yetiştirmeyi ve mentorluk yapmayı ise her zaman işimin en anlamlı taraflarından biri olarak gördüm. Ama bu sayfada unvanlardan çok, insana dokunan ayrıntıların peşindeyim.
Bu blog, ders vermek için değil; hayatın içinden süzülmüş sahneleri, olduğu gibi bırakmak için var.
Okurken siz de kendi hikâyenizden bir iz yakalarsanız, bu sayfa amacına ulaşmış sayılır.
İletişim
E-posta Gönder