Kanada’da bir kış günüydü.
Kar yağıyordu.
Bir tramvay durdu.
Kapılar açıldı.
İçeriden tekerlekli sandalyedeki bir yolcu, dışarıya doğru indiriliyordu.
Ve onu indiren kişi…
aracı kullanan görevlinin kendisiydi.
Soğuk, kar, ve çetin kış şartlarının zorluğu…
Hiçbiri o anın akışını bozmuyordu.
Ne görevlide bir gurur vardı,
ne bu ana tanıklık edenler şaşırdı.
Herkes için bu, olması gereken bir andı.
Bazı yerlerde doğru olan,
kimseyi şaşırtmaz.
Herkes ne olacağını biliyordu.
O an düşündüm:
Kurumsallaşma bazen bir toplantı odasında değil,
bir tramvayın kapısında görünür.
Uzun yıllar kurumsal hayatın içinde karşılaştığım bir çelişki…
Bir an aklıma geldi ve “kurumsallaşma” yı arattım.
Herkes anlatmıştı… ama yine de eksik kalan bir şey vardı.
Yıllar önce bir süreç vesilesiyle karşılaştığım bir şirkette…
Her şey yazılıydı.
Süreçler tanımlanmış, görevler netti.
Başarı kriterleri açıkça belirlenmişti.
Yönetmelikler en ince detayına kadar hazırlanmıştı.
Ama garip bir şey vardı.
Kimse kimseye güvenmiyordu.
Çalışanlar mesafeliydi.
Satışlar düşmüştü.
Tedarikçiler, ürün göndermeden önce nakit ödeme görmek istiyordu.
Üst yönetim, alınan kararların uygulanacağından emin değildi.
Her şey yazılıydı.
Ama hiçbir şey kestirilebilir değildi.
O an anladım…
Sorun kuralların olmaması değildi.
Sorun, kuralların kimseye bir şey söylememesiydi.
Yıllar sonra bir arkadaşım tek cümleyle şöyle özetledi:
“Kurumsallaşma, öngörülebilir olmaktır.”
Bir şirket;
çalışanı için,
tedarikçisi için,
müşterisi için
öngörülebiliyorsa…
orada bir düzen vardır.
Ama tek başına yetmez.
Kötü de öngörülebilir olunabilir.
Borçlarını hep geç ödeyen bir şirket gibi…
Herkes bilir.
Kimse şaşırmaz.
Ama bu, güven üretmez.
Böyle yerlerde insanlar işini yapar…
Ama içi rahat etmez.
Önemli olan sadece ne olacağını bilmek değildir.
Asıl olan, yanlış bir şey olmayacağını bilmektir.
Bugün birçok şirket kurumsallaşmayı
süreçlerini yazmak,
görev tanımlarını netleştirmek,
kuralları çoğaltmak olarak anlıyor.
Oysa bunlar sadece araç.
Güven, tekrar eden doğru davranışlardan doğar.
Bazen düşünüyorum…
Kurumsallaşma sadece organizasyonlara mı aittir?
Bazı insanlar vardır…
Onunla çalışırken, konuşurken, yol yürürken
kendini güvende hissedersin.
Ne yapacağını tahmin edersin.
Ve daha önemlisi, neyi asla yapmayacağını bilirsin.
Yanında bir yönetmelik yoktur.
Ama bir çizgisi vardır.
Belki de kurumsallaşma,
yazılanlardan çok, yaşanan tutarlılıktır.
Ve belki de en basit haliyle şudur:
Kurumsallaşma,
insanların birbirine sürpriz yapmamasıdır.
Güven,
beklenmedik olanla değil,
öngörülebilir tekrarlarla büyür.
Belki de belirleyici olan, kimin hangi unvanı taşıdığı değil,
o an geldiğinde kimin neyi üstlendiğidir.
Bazı yerlerde sistemler konuşur,
bazı yerlerde insanlar.
Ve güven…
en çok da o anlarda inşa edilir.
En sonunda yapılar, kurumlar ve sistemler insanlar için vardır.