Hayat, yürürken değil; yol ayrımlarında verdiğimiz kararlarla şekilleniyor.
Ben iş hayatına kurumsal bir şirkette başlamadım.
İlk çalıştığım yer Fatih Atikali’de mahalle manavımızdı.
Orta birinci sınıfı bitirdiğim yaz, Zeki Manav’ın yanında çalışmaya başladım.
Annemle babam birkaç gün hevesimi alırım diye izin vermişlerdi.
Ama ben işi ciddiye almıştım.
Birkaç gün diye başladığım o iş, bir buçuk aya uzadı.
Lise yaz tatilleri de farklı değildi.
Her yaz başka bir iş, başka bir tecrübe demekti.
Çalıştığım yerlerde işini gerçekten sahiplenen insanlar da oldu.
İşine saygı duyan, sorumluluğu ertelemeyen, işi “mesai” değil “emanet” gibi gören insanlar…
O yıllarda şunu öğrendim:
Bir işe giriyorsan, yüreğini de koy.
Bu bir kariyer tercihi değildi.
Ama kendime koyduğum ilk çıtaydı.
Eleme Dönemi
Üniversite yıllarında iş bulmak zordu.
Karşıma çıkan ilk işlere “evet” dedim.
Bir mali müşavirin yanında çalıştım.
Faturalar, gider pusulaları, defter kayıtları…
Rakamlarla iç içeydim ama içimde bir şey eksikti.
Bir süre sonra şunu fark ettim:
Ne yapmak istediğimi bilmiyordum.
Ama ne yapmak istemediğimi öğreniyordum.
Mali işler bana göre değildi.
Yine üniversite stajlarımdan birini Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nde yaptım.
Orada kamu kurumlarının işleyişini yakından görme fırsatım oldu.
Disiplinli ve kurallı bir yapıydı;
fakat ben kendimi özel sektörün dinamizmine daha yakın buldum.
Hayat bazen sana hedef göstermez.
Ama eleme yapmayı öğretir.
Bu da bir yol ayrımıdır.
Dünyaya Bakmak
Mezuniyet sonrası Amerika’ya gittim.
Çok uzun yıllar önce yeni kıtaya yerleşmiş akrabalarımı ve onların çocuklarını tanıma fırsatı buldum.
Hayatlarını sıfırdan kurma hikâyelerini biliyordum;
ama bu kez o hikâyelerin içinde bulundum.
Gündelik hayatın içinde farklı kültürleri, çeşitliliği, çalışma disiplinini ve bakış açılarındaki farkı gözlemledim.
Amerika’da kaldığım dönemde, işini ciddiyetle yapan, mesleğine tutkuyla bağlı rol modellerim oldu.
Hekimlik yapan amcamın mesleğine duyduğu saygı ve disiplin…
Global bir şirkette yöneticilik yapan yengemin dünyaya bakışı ve profesyonelliği…
Onlar bana şunu gösterdi:
İş sadece geçim kaynağı değil, aynı zamanda bir duruştu.
Amerika’da sadece deneyimler değil, dostluklar da kazandım.
O gün kurulan bazı bağlar, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ hayatımın kıymetli parçaları.
Bir yılın sonunda bir karar verdim:
Amerika’da yaşamamak.
Birçok kişi için “fırsat” olan bir ihtimali bilinçli olarak kenara koydum.
Karar almak her zaman bir şeyi seçmek değildir.
Bazen bir şeyi bırakmaktır.
Satış ve İlk Büyük Kırılma
Türkiye’ye döndüğümde otomobil satışı yapan iki farklı şirkette çalıştım.
Bu işte başarı görünürdü.
Somuttu.
Karşılığını aldım.
Gelirim arttı.
İlk arabamı aldım.
Ama 5 Nisan kararları geldi.
Sektör daraldı.
Şirketler küçüldü.
İnsanlar işsiz kaldı.
Ben aynı şirkette çalışmaya devam ediyordum.
Ama içimde bir karar daha netleşmişti:
Otomobil sektöründe kalmayacaktım.
Asıl Yol Ayrımı
Gıda sektöründe satış işi başladı.
Seyahat yoğundu.
Evden uzak, yollarda geçen günler…
Tam o sırada evlendik.
Eşim de meslek yolculuğunun çok başında ve en yoğun dönemlerinden birindeydi.
Bir gün bana çok sakin ama çok net bir soru sordu:
“Senin bol seyahatli temponla, benim yoğun nöbetlerim bir araya geldiğinde, gelecekte zorlanır mıyız?”
Her zaman çok rahat uyuyan ben o gece uyuyamadım.
Kararsız değildim.
“Eşim mi, İşim mi?”
Soru sorulduğu anda karar verilmişti.
Tereddüt etmedim.
Geceyi uykusuz yapan şey,
kararın kendisi değil;
sabah o kararı şirkette yüksek sesle
söyleyecek olmamdı.
Ertesi gün satıştan ayrıldım.
Bu bir iş değişikliği değildi.
Bir öncelik beyanıydı.
Yeni Yol
Tam kriz döneminde, gençlerin iş bulmakta zorlandığı bir zamanda; İnsan Kaynakları Yöneticiliği teklifi geldi.
Ama bunun bir bedeli vardı.
Konfor alanımdan çıkmalıydım.
Fatih’ten Pendik’in uzak bir mahallesine, Şeyhli Köyü’ne gitmeliydim.
Gittim.
Beş yıllık satış deneyiminden sonra İnsan Kaynakları alanına geçiş birçok kişiye radikal görünüyordu.
Ama ben şunu görmüştüm:
İki alanın ortak noktası insandı.
Dinlemekti.
Güven kurmaktı.
Sorumluluk almaktı.
Yolu değiştirmiştim ama özü değil.
Ve Şeyhli Köyü’nde başlayan yolculuk;
yıllar içinde Türkiye’nin farklı şehirlerinden geçerek Afrika’ya, Orta Doğu’ya, Asya’ya, Hindistan’a, Doğu Avrupa’ya ve İngiltere’ye uzandı.
Geriye dönüp baktığımda şunu net görüyorum:
Hayatımın yönünü yol ayrımlarında verdiğim kararlar belirledi.
Ben kariyer planlamadım.
Önceliklerimi dinledim.
Yol da ona göre şekillendi.
Ve hayat hâlâ devam ediyor.
Yeni yol ayrımları çıkıyor karşıma.
Yeni kararlar alıyorum.
Yolu sadece geçmişte değil,
bugün de öğrenmeye devam ediyorum.